Medical Palace Kayseri Özel Hastane
telefon
Kategori: GÖZ HASTALIKLARI

CERRAHİ İŞLEMLER

Dekolman Ameliyatları

Retina dekolmanı, her yıl 10.000 de 1 kişide gözlenen, görmeyi ciddi şekilde tehdit eden bir göz problemidir. Orta yaş ve üzerinde daha sık olmak üzere her yasta ortaya çıkabilir. Acil olarak tedavi edilmezse, kısmi veya tam görme kaybına neden olabilir. Retina, gözün iç duvarını tümüyle kaplayan ince, saydam bir dokudur. Görmeyle ilgili hücre ve sinir liflerini içerir. Göz küresinin iç boşluğunu ise vitreus denilen yumurta akı kıvamında bir yapı doldurur. Vitreus retinaya normalde çepeçevre yapışıktır. Kornea, lens ve vitreustan geçen görüntü retinada odaklanır. Retinada sinir lifleriyle toplanan görüntü, görme siniri yoluyla beyine gönderilir. Retina sinir tabakası, altındaki pigment epiteli tabakasına yapışıktır.

TEDAVİ

Yırtık veya delikler dekolman gelişmemişse argon laserle tedavi edilir. İleride yırtık oluşturabilecek bazı ince ve yapısı bozulmuş sahalar laser ile kontrol altına alınabilir. Argon laserle yırtık ve dejenere saha tamiri ağrısız bir işlemdir. Bir damla ile göz uyuşturulur. Daha sonra mercekler yardımıyla, hasta oturulur durumdayken yırtık delik ve dejenere sahaların etrafı 2-3 sıra laser ile çepeçevre kapatılır. Argon laser, uygulandığı bölgede bir yanık oluşturarak, retine sinir tabakasına yapıştırılır ve böylece içinden sıvı sizmasi önlenir. Laser tedavisi o an problemli olan bölge için yapılmış olur. Günün birinde ayni gözün başka bir bölgesinde de yırtıklar oluşursa yine dekolman gelişebilir. Bu yüzden retinası problemli hastalar sık sık göz dibi muayenesinden geçirilirler. Retina dekolmanı gelişen hasalarda tek tedavi cerrahidir. Cerrahi tipleri çeşitlilik gösterilebilirse de yırtıkların kapatılması ve çekintilerin azaltılması prensibine dayanır. Dekolmanlı gözlerde cerrahi lokal veya genel anestezi altında yapılır.

VİTREUS DEKOLMANI

Gözün iç yüzeyini dolduran ve retinaya sıkıca yapışık olan vitreus dokusu herkeste bir yastan sonra veya darbe, enfeksiyonu gibi hızlandırıcı faktörlerin etkisiyle natürünü kaybetmeye baslar ve kendisi de kuruyup büzülür. Kuruyan ve saydamlığını kaybeden vitreus dokusu, lif lif gözün içinde yüzdükçe kişi gözünün içinde sinek uçuşması, iplik dolaşması gibi şikayetler hisseder. Bu son derece doğal bir deformasyon olan vitreus dekolmanıdır. Dev yırtık dekolmanlarda ve vitrenin yapı değiştirip retinayı bantlarda çektiği durumlarda, (diyabet, travma, enfeksiyon, vb. ) vitrektomi denilen özel bir ameliyat tekniğiyle tüm vitreus göz içinden temizlenerek retinanın çekilmesine veya gerilmesi önlenir. Bazı dekolmanlarda ameliyat sırasında veya sonrasında laser yapılabilir.

UYARILAR VE ÖNLEMLER

Bir gözde yırtık yada dekolman yapan nedenler, diğer gözde de büyük bir olasılıkla oluşabilir. Ailede dekolman varsa, aile bireyleri mutlaka kontrol altında tutulmalıdır. Miyopisi olan kişiler hiç yakınmaları yoksa bile 2 yılda bir göz dibi muayenesinden geçirilmelidirler. Göze gelen darbelerden sonra ihmal edilmeden göz dibi muayenesi yapılmalıdır. Gözde ışık çakması, en kısa zamanda bir göz ve göz dibi muayenesini gerektiren acil bir durumdur. Daha önce retinasında yırtık oluşmuş yada yırtık riski taşıyan hastalar ve yüksek miyopisi olanlar sert hareketlerden, sıçrayıp atlamalardan ve ağır yük taşımaktan sakınmalıdırlar. Dekolman ameliyatı ne kadar çabuk yapılırsa, basari şansının o kadar yüksek olacağı unutulmamalıdır.

 

Excimer Lazer

Excited (uyarılmış) dimer (gaz) kelimelerinin birleşmelerinden oluşur. Lazer tedavisinde kullanılan argon florür gazı yüksek voltajla uyarılarak 193 nm dalga boyuna sahip homojen (tek tip) lazer ışınını oluşturur. Bu lazer ışını aletin içindeki bazı mercek ve aynalardan geçerek tedavi edeceği göz dokusu olan korneaya ulaşır. Uygulama bilgisayar kontrolünde otomatik olarak yapılır. Gelişmiş excimer lazer cihazlarında hastanın gözünü kontrol dışı oynatması durumunda olabilecek yan etkileri engellemek amacıyla göz takip sistemi mevcuttur.  

PRK Nedir ve Hangi Hastalara Uygulanır? Gözün ön kısmında kırıcılığı en yüksek olan saydam yapıya kornea denir. Fotoğraf makinesinde objektife denk gelir. Bu dokunun en dışında epitel tabakası onun altında Bowman zarı, stroma, Descemet zarı, endotel olmak üzere beş mikroskobik tabakası mevcuttur. En yüzeyel tabaka olan epitel tabakası alkolle, mekanik yöntemlerle kaldırıldıktan sonra alttaki stromaya lazer uygulanarak gözün kırılma kusuru düzeltilir. Lazer uygulaması bittikten sonra göze kontak lens takılır ve 2-3 gün gözde bırakılır. Tercihen hafif ve orta derecedeki miyop ve miyopastiğmatlara uygulanır.

Lasik Nedir ve Hangi Hastalara Uygulanır? Excimer lazer ile gözün kırılma kusurlarının tedavisinde kullanılan en gelişmiş yöntemdir. Bu yöntemde keratom adı verilen otomatik bir bıçakla korneanın yüzeyinden yaklaşık 150 mikron kalınlığında bir zar kaldırılır. Kaldırılan zar bir menteşe aracılığıyla korneaya tutunur. Menteşe burun köküne yakın yada üstte olabilir. Tercihen üstte olması lazer sonrası oluşabilecek kuru göz riskini azaltır. Yana devrilen zarın altındaki stromal dokuya lazer uygulanır. Lazer uygulanan stromal yatak kurutulduktan sonra kaldırılan zar kendiliğinden yapışmak üzere yerine yerleştirilir. Tedaviden sonra kontak lens uygulamaya gerek yoktur. Uygulamadan sonraki 5-6 saatlik zaman dilimi içinde hafif yanma ve batmalar olabilir bunların çoğunluğu geçicidir. 24 saatlik zaman dilimi içinde düzelir. Hastanın ve gözün yapısı uygun olduğu sürece hemen her türlü gözlük kusuruna uygulanabilir.

Lasek Nedir ve Hangi Hastalara Uygulanır? PRK ve lasik in avantajlarını birleştiren bir işlemdir. sadece epitel tabakası kaldırılıp laser uygulanır. Hastanemizde genellikle tercih edilen yöntemdir. Daha güvenli ve uzun dönem sonuçları daha iyidir. Ancak ameliyat sonrası birkaç gün ağrı biraz daha fazla olmaktadır.

 

Vitreoretinal Cerrahi

Vitreoretinal cerrahi birimi, vitreus ve retina ile ilgili hastalıkların cerrahisi ile ilgilenir.

Bu birimde en sık takip edilen hasta grubu;

* Diabetik retinopati, makulopati

* Retina dekolmanı

* Katarakt cerrahisi komplikasyonu

* Göz travmaları

* Makular hole (görme merkezinde delik)

* Makular dejenerasyon, makula translokasyonu

* Retinanın vaskuler hastalıkları; retinal ven-arter tıkanıklıkları

Vitreoretinal cerrahi biriminde güncel, dünyada en son uygulanmakta olan modern cerrahi yöntemler, teknoloji ile birleştirilmiştir. Geniş açılı görüntüleme sistemlerinin yetersiz kaldığı hastalıklarda gerektiğinde endoskopik vitreoretinal cerrahi operasyonları uygulanabilmektedir.

Vitreoretinal cerrahi biriminde operasyonlarda genellikle lokal anestezi tercih edilmektedir, ortalama bir saat süren operasyon sonrasında hastalar çoğunlukla ameliyat günü taburcu edilerek ayaktan takip edilmektedir.

Vitreoretinal cerrahi biriminde takipler çok önemlidir, komplike olgularda ek olarak birtakım spesifik ve terapötik tetkiklere başvurulur;

Fundus floresein anjiografi (FFA)

Indocyanine green anjiografi (ICG)

Ultrason

RTA (retinal thickness analyzer)

Mikroendoskopik muayene

Cerrahi yaklaşım gereken glokom hastaları için mikroendoskopik siklofotokoagulasyon yine vitreoretinal birim tarafından uygulanmaktadır.

Retina muayenesi nasıl yapılır?

Vitreoretinal cerrahi biriminde takip edilen hastaların muayene için en az yarım saat vakit ayırmaları gereklidir. Bu sürenin bir bölümü muayene sırasında harcanırken, büyük bir kısmı da göz bebeğinin damla ile büyütülmesi için beklemek ile geçmektedir. Bazı hastalarda göz bebeğinin büyümesi için ekstra zaman gerekir. Retina muayenesine ek olarak tanısal amaçlı tetkik (ultrason, fundus anjiografisi, retina kalınlık analizatörü gibi) gerektiğinde ise muayene süresi biraz daha uzayacaktır. özet olarak retina biriminde muayene beklenenden daha uzun sürebilecek bir muayenedir, sabırlı olmak daha sağlıklı bir sonuca ulaşmanız açısından gereklidir.

Retina hastalıklarının bir bölümü acil tedavi gerektirmektedir. Retina hastalığının seyrinde ani bir değişikliğin olması durumunda hastanemizden randevu almanız gerekli değildir, hemen başvurmanız, vakit kaybetmemeniz göz sağlığınız açısından önemlidir.

Retina birimindeki muayene sırasında, takip edilen prosedür;

Görme keskinliğinin değerlendirilmesi

Biyomikroskopta ön segment muayenesi

Göz tansiyonu

Damla uygulanarak göz bebeğinin büyümesi için bekleme

Retina muayenesi

Retina muayenesi sırasında çok yoğun ışık demetini hissedeceksiniz, sabırlı olmanız, toleransınız ve doktor ile iletişiminiz, muayeneyi kolaylaştıracak ve daha sağlıklı bir değerlendirme sağlayacaktır.

 

Katarakt

Halk dilinde PERDE veye AKSU’’da denilen katarakt göz merceğinde oluşan bulanık yada kesif bölgelerdir.Göz merceği İRİS’in ve GÖZBEBEĞİ’nin arkasındadır.Görevi,gözün arka bölümünün iç yüzünü kaplayan ve ışığa duyarlı olan RETİNA üzerinde görüntü oluşumunu sağlamaktır.Mercek bulanıklaşmaya başlarsa ışınların geçişi engelleneceğinden görüş bozulabilir.

Katarakt Oluşmasının Nedenleri?

Katarakt oluştuğunda merceğin kimyasal bileşiminde de değişiklik meydana gelir.Ancak bu kimyasal değişimin nedenleri henüz tam olarak bilinememektedir.Yaşlılıkta oluşan katarakt en çok bilinenidir.Fakat bu tip katarağa elli hatta daha genç yaşlarda da rastlanılmaktadır.Ayrıca şeker,diğer sistem hastalıkları,uyuşturucular ve göz yaralanmaları ile birlikte de katarakt oluşabilmektedir.Bebekler kalıtımsal olarak kataraktlı doğabildikleri gibi yaşamlarının ilk yıllarında da kataraktlı oluşabilmektedir.

Katarakt

Lensin(mercek) bulanıklaşmasıyla karakterizedir , bu lens doğal olarak gözünüzün içinde bulunur.( fotoğraf makinasının içindeki mercek gibi)

Katarakt neden ameliyat edilir?

Çünkü oluşmuş bir kataraktı ne damlalar nede başka bir ilaç tedavi edemez. Ameliyattan başka tedavi şekli yoktur.

Katarakt ameliyatı

Ameliyat; mikroskop altında, ameliyathanede mikropsuz bir ortamda gerçekleştirilir.

• Hastanede kalma süresi : Lokal anestezi ile ameliyat olanlarda birkaç saatlik yatak istirahatı yeterlidir.

• Anestezi : göz lokal damla veya uyuşturucu bir iğne ile hareketsizleştirilir ve ağrı duyusu böylece ortadan kaldırılır.

• Kataraktın alınması: Kataraktın olgunluk derecesine göre ultrason (FAKO) ile dikişsiz veya klasik yöntemle dikişli olarak yapılabilir.

• Yapay göz içi merceği (göz içi lens) : Katarakt alınarak yerine suni göz içi lensi konulur.

• Kesi yeri: 2.8 mm. lik bir yerden dikişsiz veya klasik yöntemle dikişli olarak yapılabilir.

• Ameliyat esnasındaki zorluklar ve olası beklenmeyen durumlar : Ender ve önceden tahmin edilemezler.Bazen arka kamara yerine ön kamaraya veya askılı mercek uygulanabilir. %1 vakada arka kapsül yırtılabilir, kanama olabilir,çok ender durumlarda da görmenin kaybıyla sonuçlanabilir.

Ameliyat sonrası durum.

• Vakaların birçoğunda (95%), katarakt ameliyatı ağrısızdır. Görme çok hızlı düzelir ve birkaç hafta sonra en iyi görmeyi sağlayan gözlük yazılabilir.gözde bulunan başka hastalıklar görmeyi etkileyebilir.

• Ameliyat sonrası bir ay süreyle damla ve merhem uygulanır. Bu süre içinde ağır işlerde çalışmak uygun değildir.

• Vakaların %10 da,birkaç yıl geçtikten sonra ikincil bir puslanma olabilir:ikincil katarakt olarak adlandırılan bu durum YAG lazerle ortadan kaldırılabilir.

Katarakt ameliyatının komplikasyonları.

Çok iyi sonuçlar alınsa bile,risksiz ameliyat olmaz kuralı burada da geçerlidir. Hiç kimse ameliyatın % 100 başarılı olacağını garanti edemez

• Ameliyatın çok ciddi komplikasyonları enderdir. Bazı vakalarda ikinci bir ameliyat daha gerekebilir. Hatta görmenin kaybıyla da sonuçlanabilir :

• Fako yöntemi

Bugün için kullanılan geçerli ve sonuçları en başarılı yöntemdir. En büyük avantajı çok kısa bir sürede uygulanabilmesi ve göze çok büyük kesi yapılmadan çalışılabilmesidir. Ameliyat sonrası görme gücü çok hızlı geri kazanılır ve ameliyat özel mercekler kullanılarak dikişsiz olarak yapılır. Hasta çok kısa bir sürede narkoz almadan sadece gözü uyuşturan damlalarla ameliyat olup evine gidebilir ve birkaç gün içinde yavaş yavaş günlük yaşantısına geri dönebilir. Standart olarak alınan merceğin yerine uzak görüşü sağlayan mercek takılır.bu durumda hasta uzağı net görür,yakın okuma için yakın gözlüğü kullanır.hastanın göz durumu müsaitse özel mercek kullanılarak hem yakını hem de uzağı görmesi sağlanabilir.

AMELİYAT ÖNCESİ BİLİNMESİ GEREKENLER

• Ameliyattan önce çok ağır olmamak şartıyla yemek yiyebilirsiniz.

• Diabet, tansiyon, astım gibi sistemik hastalıklar için kullanılan ilaçlar ameliyat günü de alınmaya devam edilmelidir.

• Ameliyat günü makyaj yapmadan gelinmeli, deodorant ve parfüm kullanmaktan kaçınılmalıdır.

• Ameliyat sırasında sterilite açısından size verilecek olan özel ameliyat kıyafetleri giyilecektir.

• Ameliyat sırasında başınızı veya gözünüzü kısa bir süre için heraket ettirmemeniz gerekmektedir.

• Ameliyat bittikten kısa bir süre sonra evinize gidebilirsiniz.

• Doktorunuz sizi ilk 36 saat içersinde tekrar muayeneye çağıracaktır.

AMELİYAT SONRASI BİLİNMESİ GEREKENLER

• Hiçbir şekilde ameliyatlı gözünüzü ovuşturmayın, baskı uygulayıcı hareketlerden kaçının.

• Ameliyatlı gözünüzün bulunduğu tarafa yatmayın.

• Ağır bedensel hareketlerden kaçının.

• İlk bir hafta gözünüzü su ve sabunla temas ettirmeyin.

• Yüzme, dalma ve diğer su sporlarını ne zaman yapabileceğinizi doktorunuza danışın.

• En önemlisi, ameliyat sonrası doktorunuzun önerdiği ilaçları zamanında kullanın ve mutlaka kontrollere gelin

AMELİYAT VE İYİLEŞME SÜRESİ

Katarakt ameliyatı, göz bebeğini uyuşturup büyüttükten sonra yaklaşık 15-20 dakika içersinde tamamlanır. Ameliyattan sonra hastanın normal görüşe kavuşması için geçen süre ameliyatın zorluğuna ve kataraktın sertliğine bağlı olarak değişir. 7 – 15 gün içersinde çok iyi bir görme noktasına ulaşılır. Hasta 15 gün ile 30 gün arasında tamamıyle iyileşir. Doğru zamanda gelip ameliyat olmuş bir hasta 1-2 günde bile iyileşebilir

AMELİYAT SONRASI KATARAKT TEKRARLAR MI?

Bir kez katarakt ameliyatı olduktan sonra kataraktın tekrar oluşması söz konusu değildir. “Gözüme tekrar katarakt geldi” şeklinde yanlış tabir edilen durumda, göz merceğinin kapsül kısmını kalınlaştırarak görmeyi azaltması söz konusudur. Bu durumda ameliyat gerekli olmayıp “Yag Lazer” ile 1-2 dakikada kapsül açılarak eski görme sağlanır.

Katarakt Ameliyatları

Katarakt, insan gözündeki lensin (merceğin) kesifleşmesi olup bunun sonucunda görme azalması, görme kaybı ve bulanık görme gibi şikayetler meydana gelir. Kataraktın tedavisi ameliyatla yapılır. Geçmişte pek çok cerrahi yöntem uygulanmış olmasına rağmen günümüzde sık kullanılan iki yöntem mevcuttur:

- Dikişli ameliyat (ekstrakapsüler katarakt ekstraksiyonu).

- Dikişsiz ameliyat (fakoemulsifikasyon). Bu yöntem halkımız arasında lazerli katarakt cerrahisi olarak bilinmektedir.

Dikişli ameliyat (ekstrakapsüler katarakt ekstraksiyonu)

Uygun göz etrafı temizliğini takiben ameliyat edilecek göz açıkta bırakılacak şekilde hastanın üzeri örtülür. Göz kapakları bir alet yardımı ile açık tutulur. Göz yüzeyini örten konjunktiva isimli zar korneanın üst kısmından açılır ve aynı bölgeden yapılan derin kesi ile göz içerisine girilir. Lensin ön zarı yuvarlak veya düz olarak açılır. Lensin çekirdeği göze bastırılarak dışarı alınır. Geri kalan zar dışındaki lens artıkları göze ait özel serumla temizlenir. Torba şeklinde kalan lensin zarları arasına yapay göz içi lensi yerleştirilir. Kesi yeri çok ince özel naylon ipliklerle dikilerek ameliyata son verilir.

Dikişsiz ameliyat (fakoemulsifikasyon)

Dikişli ameliyatta kullanılan mikrocerrahi aletlerin yanı sıra karmaşık bir cihaz gerektirir. Cerrahın bu cihazın kullanımı konusunda oldukça tecrübeli olması gerekir. Uygun göz etrafı temizliğini takiben ameliyat edilecek göz açıkta bırakılacak şekilde hastanın üzeri örtülür. Göz kapakları bir alet yardımı ile açık tutulur. Korneanın üst veya dış kısmından tünel tarzında küçük bir kesi ile göz içine girilir. Yardımcı aletler için korneanın bir veya iki tarafına küçük delikler açılır. Yapılan kesilerden korneanın altına özel bir jel verilerek gözün şeklini koruması sağlanır. Lens ön zarı yuvarlak şekilde açılır. Lensin geri kalan ön zarı lens içeriğinden sıvı enjeksiyonu ile ayırt edilir.

Fakoemulsifikasyon elciği ile lensin çekirdeği yumuşatılır, parçalanır ve emilir. Fakoemulsifikasyon cihazının bir başka elciği ile kalan lens materyali temizlenir. Özel aletler yardımı ile katlanan yumuşak yapay lens, gözün içinde bulunan doğal lensin zarlarının içine yerleştirilir. Yapay lens bu esnada açılır. Kesi yerini dikmeden ameliyata son verilir. İkinci bir alternatif olarak kesi yeri biraz genişletilir ve küçük çaplı katlanmayan bir lens yerleştirilir. Bu durumda yine ya dikiş konulmadan ameliyata son verilir ya da emniyet amacıyla bir adet dikiş konur.

 

Şaşılık Ameliyatı

Şaşılık ameliyatları uzun süre hastanede kalmayı gerektirmez. Ancak her ne kadar lokal anestezi ile operasyon mümkün olsa da hastanın konforu, cerrahın rahat çalışabilmesi açısından ve kasların daha iyi manipule edilebilmesi gibi amaçlarla şaşılık cerrahisinde genel anestezi uygulaması tercih edilir. Bu nedenle, operasyondan sonra genel anestezi etkisinden dolayı birkaç saat hastanede gözetim gerekir. Daha sonra hasta verilen talimatlara uymak kaydıyla evine gidebilir.

Gözün kayma şekline göre belli kaslar üzerinde girişim yapılır. Cerrahi bir veya heriki göz üzerinde planlanabilir.

Çocuklara şaşılık cerrahisi planlandığında genel anestezi gerekir. Lokal anestezi ancak erişkinlerde kullanılabilir.

İyileşme hızlı olur. Hastalar, birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönerler.

Cerrahi sonrası gözlük veya prizma gerekebilir. Bazı olgularda sonraki bir dönemde ikinci bir cerrahiye ihtiyaç olabilir.

Sabit şaşılığı olan çocuklarda erken cerrahi daha iyi sonuç verir. Bu nedenle cerrahi gerekiyorsa okul döneminden önce düşünülmelidir.

Her cerrahide olduğu gibi göz kaslarının cerrahisi bazı riskleri beraberinde taşır. Bunlar, enfeksiyon, kanama, aşırı skarlaşma ve görme kaybına neden olabilecek diğer nadir sorunlardır.

Şaşılık cerrahisi gözlerin paralelleşmesi için genellikle etkin ve güvenilir bir tedavi şeklidir, fakat gözlüklerin veya göz tembelliği tedavisinin yerini alamaz.

 

Glokom Ameliyatı

Glokom, göziçi basıncının yükselmesi nedeniyle görme sinirinin giderek zayıflamasına ve böylece görme kaybına yolaçan ciddi bir hastalıktır. Birçok glokom çeşidi vardır. Fakat en sık görülen glokom tipi açık açılı glokomdur.

GLOKOM NASIL TEŞHİS EDİLİR ?

Özellikle, kronik açık açılı glokom adı verilen en sık görülen glokom çeşidinde, eğer göziçi basıncı çok yüksek seviyelerde değilse hastalık hiçbir belirgin belirti vermeden sinsi olarak seyreder. Bu nedenle hastalığın teşhis edilmesi, ilerlemiş dönemlerinde yapılır.

1. Glokom, çoğunlukla başka bir nedenle, sıklıkla da sıradan bir gözlük muayenesi veya basit nedenlerle doktora başvuran hastalarda yapılan muayene sırasında tesadüfen teşhis edilir. Bu nedenle göz muayenesi sırasında göz tansiyonunun ölçülmesi ihmal edilmemelidir.

2. Ayrıca, bir kısım hastada akut glokom krizi denilen ve göziçi basıncının ani olarak çok yüksek düzeylere yükselmesiyle ortaya çıkan, şiddetli göz ağrısı, başağrısı, gözün kıpkırmızı olması, bulantı, kusma gibi gürültülü bir tabloyla kendini gösterir. Bu durumda teşhis çok kolaydır ve acil tedavi gerekir.

3. Glokom teşhisinde göz doktorlarının klasik olarak birlikte aradıkları üç bulgu gereklidir. Bunlardan birincisi, göziçi basıncının yüksek olmasıdır. Normalde göziçi basıncı 10-20 mm. civa basıncı düzeyindedir. Göz içi basıncının 20 mm civa basıncının üzerinde bulunması çoğunlukla glokom lehindedir, ancak sadece göziçi basıncının yüksek bulunması,glokom teşhisi için yeterli değildir. Çünkü göziçi basıncı 20 mm civanın üzerinde olduğu halde normal olan gözler olduğu gibi, göziçi basıncı 20 mm civanın altında olmasına rağmen glokomlu olan gözler de mevcuttur. Glokom teşhisi için ikinci olarak aranılan bulgu, gözdibi muayenesinde görülen göz siniri tahribatıdır. Üçüncü bulgu da, görme alanı muayenesinde, görme sinirindeki tahribatı gösteren görme alanı bozulmalarıdır. Glokomlu hastalar, göziçi basıncı düzeyi, görme sinirinin ve görme alanının durumu birlikte değerlendirilerek izlenirler ve yine bu bulgulara bakılarak ilaç tedavisine veya ameliyata karar verilir.

GLOKOM TEDAVİ EDİLEBİLEN BİR HASTALIK MIDIR?

Glokom teşhis edildikten sonra tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Ancak, zamanında teşhis edilmeyip hastalık göz sinirinde tahribat yapar ve görme derecesini düşürdükten sonra teşhis edilirse, yapılan tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur. Kayıpların geriye getiremez. Bu nedenle hastalar, görme kayıpları oluşmadan, göz siniri tahrip olmadan erken dönemde yakalanırsa görme kaybına engel olunarak kolayca tedavi edilir.

 

CCL

CCL, Corneal Cross Linking, keratokonus hastalığının ilerlemesini durdurmak için yapılan bir işlemdir.

Keratokonus gözün en önde yerleşimli saydam tabakasının yani korneanın, ilerleyici incelme ve sivrileşmesiyle görülen hastalığıdır.

Genellikle ergenlik döneminde başlayan hastalıktan hastalar 20’li yaşlarında haberdar olurlar. 20–40 yaş arasında ilerleme gösterip 40 yaştan sonra durağan döneme girer. Günümüzde keratokonus hastalığı batı toplumlarında her 2000 kişiden birinde gözlemlenmektedir. Keratokonus’un görülme sıklığı her geçen yıl daha da artmaktadır. İlerleyen miyop ve astigmat, kornea incelmesi ve sivrileşmesi ile belirti vermeye başlayan keratokonus hastalığına, çok özel tetkiklerle erken dönemde teşhis konulabilir.

Ailesinde daha önce keratokonus öyküsü olan kişiler en önemli risk grubudur. Korneanın ana yapısını oluşturan kollojende yapısal bozulmayı tetikleyen bazı genlerin varlığı tespit edilmiştir. Özellikle çocukluk döneminde gözün sıkça ovalandığı alerjik göz hastalıkları bu hastalığın ilerlemesini arttırabilir. Hastalığın Belirtileri Erken dönemde şikayetler:

• Devamlı değişen gözlük numaraları,

• İlerleyen miyopi ve astigmat,

• Gözlüğe rağmen düşük görme düzeyi,

 • Her doktordan alınan farklı gözlük reçeteleri

Bu dönemdeki hastaların birçoğuna ancak video keratografik (topografi) özel tetkiklerle teşhis konulabilir. Uzun dönem alerjik konjunktivit, gözleri sürekli ovalama, aile bireylerinde keratokonus görülmesi gibi nedenler de dikkate alınmalıdır.

Çok erken dönemde hastaların bir kısmı hiç şikâyeti olmadan sadece miyop veya astigmat şikâyetlerinden kurtulmak için göz hekimine başvurabilmektedirler. Yapılan topografik incelemelerle keratokonus tespit edilebilir. Bu tetkikler detaylı incelenmeden yapılan excimer lazer ameliyatları sonrası kornea daha inceleceğinden keratokonus hastalığı daha hızlı ilerleyebilir

Yönetim Kurulu Başkanımız

baskan
Op. Dr. Ayhan GÜLTEKİN
Yönetim Kurulu Başkanı

DOKTORLARIMIZ

HARİTADA HASTANEMİZ

FOTO GALERİ

  • ODALARIMIZ
  • HASTANEMİZ
  • Erciyes Spor
  • Basından

Etkinlik Takvimi